SEBZELİ TAVUKLU GÜVEÇ TARİFİ Ana içeriğe atla

SEBZELİ TAVUKLU GÜVEÇ TARİFİ



Bu hafta sizlere,  oldukça severek yiyeceğiniz, pratik bir yemek tarifi vermek istiyorum.
Sebzeli, tavuklu güveç…

Adın da anlaşılacağı gibi oldukça hem sağlıklı hem de lezzetli bir yemek J

Malzemeler;
Tavuk Göğsü
Havuç,
Acı yeşil biber,
Tatlı yeşil biber,
Patlıcan,
Soğan,
Domates,
Pul biber,
Karabiber,
Çörek otu,
Kekik,
Zeytin yağı,
Tuz

Patlıcanları yuvarlak bir şekilde, alacalı olarak doğruyoruz. Önceden ısıttığımız ve bir miktar yağladığımız, güvecimizin en altına koyuyoruz. Üzerine yuvarlak bir şekilde doğradığımız havuçları, onun üzerine sotelik doğradığımız tavuk göğüslerini ve onların üzerine de yine sotelik doğradığımız biberlerimizi ekliyoruz. En üst kısma ise iri bir şekilde doğradığımız domatesleri yayıyoruz. Her malzeme eklediğimizde tuz atıyoruz. Tavuk etini eklediğimizde karabiber ve pul biberini de atıyoruz.

Malzemeleri koymadan önce güveci bir miktar ısıtırsanız daha lezzetli bir yemek elde edeceksiniz. Isıttıktan sonra zeytinyağı ekleyin ve ocağın altı açık bir şekilde malzemeleri 2 şer dakika ara ile anlatıldığı sıralama ile ekleyin. Domatese kadar her eklemede malzemeleri karıştırın. En son domatesi üzerine yayın. Domatesin tuzunu ve çörek otunu atın. Domatesi karıştırmayın. Bir miktar kaynamış su ekleyin ve güvecin kapağını kapatın. Güveci kısık ateşte yaklaşık 30 dakika pişirin. Ocağın altını kapattıktan sonra ise çok az kekik atın ve yemeği karıştırarak dinlenmeye bırakın. Yemeğin pişme süresi, sebzeleri nasıl sevdiğinize bağlı olarak değişebilir.


Şimdiden afiyet olsun. J
                                                                                                             Serkan Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

GÜMÜŞ KANAT KİTABININ ÖZETİ

Kemal 11 yaşındaydı. Pencereden dışarıda yağan karı izliyordu. Düşünüyordu da… 11 yaşındaydı ama kendini ihtiyarlamış gibi hissediyordu. -Ee kolayda değildi çektiği sıkıntılar. Babası fabrikada ustabaşıydı. Hatta örnek bir ustabaşıydı. Okumamıştı ama okuyanlara örnek olacak bir ustabaşıydı. Babası fabrikada kitap ciltlerdi. Kemal de arada onun yanına giderdi. Çok severdi fabrikayı. Makinalarla arkadaş bile olmuştu. Konuşuyordu onlarla. Sanki her bir sesleri bir şeyler anlatırdı Kemal’e. Ama ah o talihsiz kaza... 
Buraya kadar her şey çok iyiydi. Ama babası parmaklarını makinaya kaptırmıştı. Çalışamazdı artık. Ama içi rahattı çünkü bunu yanında çalışan çırak için yapmıştı. Çırağı kolunu makinaya kaptırınca ona bir şey olmasın diye onu kurtarmak istemişti. Ona bir şey olmamıştı ama babasının 4 parmağı yoktu artık. Böyle de kitap ciltlenmezdi ki. Babası hayata küsmüştü. Konuşmuyordu. Evlerini geçindirecek paraları yoktu artık. Başlarda idare ettiler annesi sayesinde. Kemal’in annesi de be…