KALEMİN DİLİNDEN-9 - GÜZELKELAM

KALEMİN DİLİNDEN-9


Tüm gün boyunca yağmur devam etti. Toprak susuzluğunu gideriyordu adeta. Kana kana içti tüm benliğiyle göğün bereketini. Karanlık çökünce şehrin sessizliği iyiden iyiye fark edilmeye başlandı. Arada sırada caddeden hızla geçen arabalar da olmasa çıt çıkmayacaktı yağmurun şarkısından başka. Araçların tekerleklerinden etrafa sıçrayan birikmiş yağmur suları durakta bekleyen kalabalığın kaçışmasına sebep oluyordu. Kimse daha fazla ıslanmak istemezdi.
Sen bu yağmurda tıklım tıklım gelen otobüslerin duracağına ihtimal vermediğinden yürüyerek eve geçmeyi tercih etmiştin. Diğerlerine göre daha şanslısın çünkü evin okula ahalininkine nazaran daha yakın mevkide. Dersten sonra kütüphanenin ihtişamına sığınmıştın. Fakat görevlinin yanına gelip kapanma vaktinin geldiğini söylemesiyle birlikte eşyalarını toplayıp o huzurlu ortamdan ayrılmak zorunda kaldın. Yağmurun cama vuran damlalarını seyrederken zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamamışsın.

Şairin “ içimde kırık dökük besteler dolaşır” dediği gibi dudaklarını bir şarkı almış yürüyordun. Gurbetin ve yalnızlığın ne demek olduğunu bu şehre geldin geleli hayat sana güzelce öğretiyordu. Hayatın akışına kapılan insanlardan farklı olarak zamanın acımasızlığı “anlayan” insanlarda daha çok kendini gösteriyor, düzeltme çabalarının beyhude olduğunun anlaşılmasıyla daha da karamsar hale geliniyor çaresizce söylenmekten başka insanların elinden hiç bir şey gelmiyordu. Zaman kimseye aldırış etmeden kendi dediğini yaptıracak birilerini her şartta buluyordu. Onlar kendilerinin kazançlı olduğunu düşünse de asıl kazanan her daim zamandı.

Uzaklarda bir yerlerde şehrin yükseklerine doğru kıvrım kıvrım inen şimşek canlanıyor göğün gürültüsüyle birlikte şiddetle çakıyordu. Ortalık sanki bir anlığınla aydınlanmış sonra tekrar sonsuz siyahlığına bürünmüştü. Sokak lambaları sönüktü ve evlerden ışık saçılmıyordu. Muhtemelen yağmur elektriklerinde gitmesine sebep olmuştu. İnsanlar evlerinde mumlar yakmış olmalıydı. Tüm ev halkı mumun cılız ışığının çevresine toplanmış. Çocuklar belki dedelerinin dilinden masallar dinliyor ya da annelerinin mahur sesinden türküler dinliyorlardı. Babalar her zamanki gibi düşüncelere dalmıştı.

Çocukluğun geçiyordu gözlerinin önünden. Hayal meyal Ankara akşamlarını hatırlıyordun. Evinizi ve arka bahçedeki karadut, vişne, kayısı ve çam ağaçlarını anımsıyordun. Bir sabah uyandığında, arka bahçeye bakan balkonda gördüğün manzara karşısında nasıl hayretlere düştüğün nasıl üzüldüğün gelmişti aklına. Arka bahçenin en güzel ve en değerli ağacı olan babanın elleriyle diktiği mavi çamın boy atıp yerini sevdikten bir zaman sonra çalınmasında duyduğun çocukça hüznü hala hissediyorsun. İnsanların zamanla müspet manada değişmediğini günümüzde de ağaçları keserek veya yerinden sökerek neler yapıldığı herkesin malumudur.

Düşüncelere dalarak yolu tüketmişsin. Tepeden tırnağa ıslanmışsın… Sırılsıklamsın.
Bu yıllar ve yaşadıkların tecrübe kazanmana, ömür boyu kendi ayaklarının üzerinde durmana sebebiyet verecek. Yılmadan, düşsen de yeniden kalkarak çalışmaya devam etmelisin. Allah hak ettiğinle seni mükâfatlandıracaktır.

Şair Edip Cansever’in sözü dimağında yankılanırken evinin kapısını açıyorsun.

“ kısaca söyleyeyim; anlamak yordu beni…” 
                                                                                          Burhan Kazım Çalık
KALEMİN DİLİNDEN-9 KALEMİN DİLİNDEN-9 Reviewed by Serkan Bolat on Mart 21, 2015 Rating: 5

Hiç yorum yok: