GÜMÜŞ KANAT KİTABININ ÖZETİ Ana içeriğe atla

GÜMÜŞ KANAT KİTABININ ÖZETİ

Kemal 11 yaşındaydı. Pencereden dışarıda yağan karı izliyordu. Düşünüyordu da… 11 yaşındaydı ama kendini ihtiyarlamış gibi hissediyordu. -Ee kolayda değildi çektiği sıkıntılar. Babası fabrikada ustabaşıydı. Hatta örnek bir ustabaşıydı. Okumamıştı ama okuyanlara örnek olacak bir ustabaşıydı. Babası fabrikada kitap ciltlerdi. Kemal de arada onun yanına giderdi. Çok severdi fabrikayı. Makinalarla arkadaş bile olmuştu. Konuşuyordu onlarla. Sanki her bir sesleri bir şeyler anlatırdı Kemal’e. Ama ah o talihsiz kaza... 

Buraya kadar her şey çok iyiydi. Ama babası parmaklarını makinaya kaptırmıştı. Çalışamazdı artık. Ama içi rahattı çünkü bunu yanında çalışan çırak için yapmıştı. Çırağı kolunu makinaya kaptırınca ona bir şey olmasın diye onu kurtarmak istemişti. Ona bir şey olmamıştı ama babasının 4 parmağı yoktu artık. Böyle de kitap ciltlenmezdi ki. Babası hayata küsmüştü. Konuşmuyordu. Evlerini geçindirecek paraları yoktu artık. Başlarda idare ettiler annesi sayesinde. Kemal’in annesi de becerikli bir kadındı. Hem de güzel. Babasıyla annesi aşık olarak evlenmişlerdi. Halada çok severlerdi birbirlerini. Süzenim derdi babası annesine. Süzen evlere temizliğe gider, evde dikiş diker, örgü örerdi. Çok iyi dikiş dikerdi süzen. Eve daha hiç dışarıdan kıyafet alınmamıştı. Hep süzen dikerdi kıyafetleri. Ama yetmedi tüm bunlar. Tek çare Kemal’in, okulu bırakıp çalışmasıydı. Bunun düşüncesi bile ne kadar acıydı. Çünkü Kemal okulunu, arkadaşlarını, öğretmenini çok severdi. Çok düşkündü onlara. Hem de en iyi en başarılı öğrencilerdendi. Ama alınmıştı okuldan. Babası da, annesi de, bunu hiç istemiyordu. Ama kaderdi işte. Babası gibi fabrikada çalıştı. Başardıkça başardı. Maaşı da yükseldi. 

Çalışırken gümüş kanat hep ona yardım etti. Bazen rüyasın da, bazen hayallerinde. Bir geçit buldu gümüş kanat sayesinde. Bizans geçidiydi. Hem de matbaanın altında. Topkapı sarayına çıkıyordu bu geçit. Tarihçilerin aradığı geçitti. Gazetelere bile çıktı Kemal. Gümüş kanat her yerde karşısına çıkıyordu. Bir keresinde, geçitte bulduğu Bizans parası olarak karşısına, bir keresinde de evsiz bir kitapçının hediye ettiği kitabın arasında değerli bir pul olarak karşısına çıktı. Pulu satarak bir ev aldılar, matbaa açtılar kemal okula döndü babası işine. Tüm bunar acı bir rüya gibi gelmişti Kemal’e. Zaman mutlu olma zamanıydı artık. Hayatı sevme zamanı. 
                                                                                              Beyzanur Bolat

Yorumlar

  1. Çok güzel bir kitap. Özeti de çok güzel olmuş. Çok teşekkürler. Gerçekten ihtiyacım vardı. Herkesin ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. öğretmenim 100 vericek çok güzel bir kitap ve özeti de güzel ellerinize de sağlık

    YanıtlaSil
  3. Gümüş Kanat kim yada nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gümüş kanat güzel kanatları olan ve kemal e yardımcı olan kuştur

      Sil
  4. Çok güzel bir kitap özeti olmuş

    YanıtlaSil
  5. FUAT KARAASLAN29 Mart 2017 17:29

    BEN OKUYORUM BU KİTABI ÇOK GÜZEL BEN TAVSİYE EDİYORUM BENCE SİZDE OKUYUN :) :)

    YanıtlaSil
  6. Bu kitaptan sınav olanlara
    INŞALLAH 100 alırız

    YanıtlaSil
  7. Bu kitaptan sınav olanlara
    INŞALLAH 100 alırız

    YanıtlaSil
  8. Sagolun Çoq Yardımcı Oldunuz Teseqqurler

    YanıtlaSil
  9. Çok Güzel Bir Kitap

    YanıtlaSil
  10. Okudum. Özet yardımcı oldu biraz anlamama. Sevimli bir hikaye olduğu belliydi.
    Ahmet

    YanıtlaSil
  11. Kitabı okumadan özetini okuyom lan ?a.sd.sa.dsa.sa.d.sz.

    YanıtlaSil
  12. Meryem Mehmet Kayhandan Olan Tayfa :)

    YanıtlaSil
  13. Bu kitap türkçe sınavında çıkacak

    YanıtlaSil
  14. Çok güzel özetlemişsiniz gerçekten muhteşem teşekkür ederim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…