FIRINDA GÜVEÇ KEBABI Ana içeriğe atla

FIRINDA GÜVEÇ KEBABI

Bu hafta sizlere, yaparken ve yerken büyük bir keyif aldığım bir yemek olan, “Fırında Güveç Kebabı” nın tarifini sunmak istiyorum. Eminim ki ailecek çok seveceksiniz.

Malzemeler;
500 gr orta yağlı kuzu eti,
Soğan,
Domates,
Sivri biber,
Sarımsak,
Patlıcan.

Öncelikle kuşbaşı olarak doğradığımız kuzu etimizi tavamıza alıyoruz. Yüksek ateşte etlerimizi çeviriyoruz. Etler suyunu bırakıp tekrar çekene kadar ,zaman zaman karıştırarak etlerimizi pişiriyoruz. Daha sonra tereyağı ekliyoruz ve sırası ile soğan ve sarımsakları ilave ediyoruz. Soğan ve sarımsaklar ölmeye başlayınca, önce sivri biberleri daha sonra da kabuklarını soyduğumuz ve küp küp doğradığımız domateslerimizi ilave ediyoruz. Oluşturduğumuz harcı  6-7 dakika civarında beraberce pişirdikten sonra tuzunu ilave ediyoruz.

Harcımız hazır.

Şimdi sıra patlıcanlarımızı hazırlamaya geldi.

Patlıcanlarımızın kabuklarını soyduktan sonra, patlıcanlarımızı uzun ve ince bir şekilde doğruyoruz. Daha sonra çok  hafif bir şekilde zeytin yağı ile yağladığımız tavada patlıcanları  4-5dakika çevirerek kızartıyoruz. Kızartmış olduğumuz patlıcanları sütlaç güveçlerinin içine çapraz bir şekilde 3 erli veya 4 erli bir şekilde yerleştiriyoruz. Hazır olan harcımızı içlerine döküp,patlıcanların dışarıda kalan kısımlarını içine doğru kıvırıyoruz. Daha öncede 180 derece de ısıttığımız fırınımızda güveçlerimizi yarım saat kırk dakika boyunca pişiriyoruz. Güveçlerimizi fırına vermeden üzerlerinde biber dilimlenmiş domates de koyabilirsiniz.
Afiyet olsun.



















                                                                                                  Serkan Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…