SÜMELA MANASTIRI GEZİSİ Ana içeriğe atla

SÜMELA MANASTIRI GEZİSİ

Bu gezi yazımızda sizlere Anadolu’nun en önemli turistlik yerlerinden birisi olan Sümela Manastırı’nda ki izlenimlerimizi aktaracağız. 

Sümela Manastırı’nın yaklaşık olarak 13. Yüzyılda yapıldığı bilinmektedir. Özellikle 1349-1390 yılları arasında III.Alexios zamanında manastır büyük önem kazanmıştır.

Sümela Manastırı’nın 18. Yüzyılda birçok bölümü yenilenmiştir. Bu yenilenme sırasında duvarlara yapılan fresk süslemeler oldukça dikkat çekici boyuttadır.19. yüzyılda ise manastıra yeni binalar eklenmiş ve en parlak ve zengin dönemi bu dönem olmuştur.

1916-1918 yılları arasında Trabzon’unun düşman işgali sırasında Ruslar manastıra el koymuştur.1923 ten sonra tamamen boşaltılmıştır.

Ana kaya kilisesi, şapeller, öğrenci odaları, mutfak, misafirhane, kütüphane ve kutsal ayazma manastırın başlıca bölümlerdir. Manastırın girişinde su kemeri bulunmaktadır. Dar ve uzun bir merdivenden çıkılarak ana girişe ulaşılabilmektedir. Girişte ziyaretçileri muhafız odaları karşılarken sağ tarafta kütüphane, sol tarafta çeşitli binalar yer almaktadır. Yine sağ tarafta yer alan keşiş odaları ve misafir odaları yamacın ön kısmını tamamen kaplamaktadır.

Manastırın duvarlarında III. Alexios döneminde ait olmak üzere birçok fresk yer almaktadır. Bu freskler de Hz. İsa, Meryem Ana ve İncil den bazı sahneler işlenmiştir.

Yılın hemen hemen her döneminde yerli yabancı birçok turist tarafından ziyaret edilen Sümela Manastırı’ndan birçok kare kendi objektifimizden sizler ile…

GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.




















                                                                                                        Serkan Bolat
GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…