YOLDA(Kalemler Hikayesi) KİTABININ ÖZETİ Ana içeriğe atla

YOLDA(Kalemler Hikayesi) KİTABININ ÖZETİ

yolda

Şehirlerin en önemli yeri de çöplüklerdir. Bir sürü şey bulabilirsiniz içlerinden. Değerli eşyalar, oyuncaklar ‘’kalemler’’. Bir mahalle, mahallede de bir ev. Sanki mahalleyi güzelleştiren o ev ve o evin içindekilerdi.

Rengarenk çiçekleri, cıvıl cıvıl renkleri, bahçesinde oynayan çocukları birde içinde yaşayan hayat dolu insanlar. O evde Rüstem Çavuş yaşardı. Rüstem Çavuş çöpçüydü. Şehir çöplüğünde çalışırdı. Çöplükten çıkan eşyalar eşit bir şekilde çalışanlar arasında bölünürdü. Bir tek kalemler bölüşülmez onun da hepsi Rüstem Çavuş’a verilirdi. Kızı okusun diye. Kızına götürürdü o rengarenk kalemleri. Çok güzeldi kalemlerin hepsi ama okula götürmezdi. Kız ne diyecekti arkadaşlarına? Babam çöplükten çıkardı diyemezdi ya. Dalga geçerlerdi onunla. Düşünüp durdu ne desem diye. Birde tanıdığı vardı o gelmişti aklına. Kırtasiye dükkanı vardı onun. Hediye etti diyecekti. Hepsini çantasına doldurup götürdü okula. Herkes başına toplanmıştı. Çok mutluydu artık. Ama bir gün arkadaşı Zühtü öğretmene gitti ve yeşil kaleminin onda olduğunu söyledi. Çantasının kalemlerle dolu olduğunu gören öğretmen, Erol ağabey verdi yalanına inanmamıştı. Çaldığını düşünmüştü. Tüm kalemleri okulun önüne sermişlerdi. Herkes’in kaybettiği kalemler oradan çıkıyordu. Ailesini çağırdılar. Kız yalvardı çöpten aldığınızı söylemeyin diye. Onlarda yalan söylemek zorunda kaldılar. Erol abisi hediye etti dediler. Ama ne yazık ki onlara da inanmadılar ve okuldan uzaklaştırıldı kız. Bir daha onlardan ne haber alınabildi ne de mahallenin eski güzelliği kaldı…

Kitap Arkası
Sayfa hesabına vurulduğunda, Yaşar Kemal'in öyküleri, romanları yanında Oylumca küçük bir yer tutar. Ama ilk gençlik yıllarındaki sevgilisi şiirden sonra el attığı alan öyküdür. İlk öyküsüyse bugün okunduğunda bile hiçbir acemilik izi taşımayan "Pis Hikaye"dir... 1946'da yazmıştır bu öyküyü... İlk öykü kitabı Sarı Sıcak 1952'de basılmıştır... Bugün, toplu öykülerinin yer aldığı kitabın adı da Sarı Sıcak'tır. Bu kitabından yaptığımız bu küçük seçki Yaşar Kemal'le ilk karşılaşacaklar için, büyük bir dünyanın kapısını aralamaktadır…
                                                                                                                Beyzanur Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…