PARBAT DAĞI’NIN ESRARI KİTABININ ÖZETİ Ana içeriğe atla

PARBAT DAĞI’NIN ESRARI KİTABININ ÖZETİ

Her şey onun bitkilere olan merakıyla başlamıştı. Önce kendi evinin bahçesinde küçük bir yer edinmiş, onu ekiyordu. Önce küçük bir çocuk beceremez gözüyle bakılmıştı ama ektiği tohumlar herkesinkinden önce ve gür çıkmıştı. Herkes buna şaşıyordu ama o buna cevap olarak onlara sevgiyle bakıyorum onlarla konuşuyorum demişti. Tabii ki kimse inanmamıştı. Bir komşuları vardı. Bitkisever komşu diyorlardı ona. Bitkisever komşuda genç bilgine hak vermişti ve birlikte çalışarak önce kendi bahçelerini çiçeklere bezemiş sonra da herkes bir yarışın içine girmiş tüm sokak ve çevre sokaklar çiçeklere bezenmişti. Ülkenin barışsever başkanı da onları destekliyordu. Genç bilgin de bir yandan çalışmalarına devam ediyordu. Çiçeklerle zihinsel iletişim kurmuştu. Laboratuar çiçeği yaparak onunla zihinsel iletişimi başarmıştı.  Günlerden bir gün barışsever başkan kaybolmuştu. Onu arayan genç bilgin bu sayede parbat dağındaki gölgelerin izini de bulmuştu. Orada yer altında yaşayan insanlar vardı. Yıllar önce tufandan kaçmış, oraya sığınmışlardı. Tek insan kendilerinin olduğunu sanıyorlardı. Dağın üstünde birde ateş tabakası vardı. Bu doğanın onlara uyarısıydı. Ama insanlar anlamıyorlardı. Ülke başkanları savaş içine girmiş ve öylesine büyük bir savaşa hazırlanıyorlardı ki bitkiler buna dayanamadı. Bu sırada genç bilgin Kalanya’da idi. Çiçeklerle iletişimi oldukça güçlenmişti. Hep birlikte bir plan yaptılar. İnsanlar tam olarak akıllanmamışlardı. Sonra tüm dünya aç bırakıldı ve siyaha boyandı. Genç bilgin tekrar dünyaya dönerek olan biteni anlattı. Zor da olsa insanların aklı başına geldi. Bitkilerden özür dileyip sevgiyle baktılar onlara ve dünya eski haline döndü.

Küçük Bahçıvan Gazete satıcıları sabahın alaca karınlığında sokaklara dağılmışlardı. Vargüçleriyle bağırıyorlardı. 'Yazıyor, yazıyor! Kayıp Başkanı yazıyor!..' İnsanlar iki gündür merak içinde kıvranıyorlardı. Ülkenin çok sevilen Devlet Başkanı birdenbire kayıplara karışmıştı. Kayıp Başkan kendini dünya barışına adamış çok değerli bir yöneticiydi. Ülkeler arası silahlanma yarışını durdurmaya çabalıyordu. Tüm silah yapımcıları bu yüzden ona düşman kesilmişlerdi. Halk Başkanın silah yapımcıları tarafından kaçırıldığına inanıyordu. Ama bu doğrultuda hiçbir ipucu bulunamıyordu. Gazete satıcılarının boş sokaklarda yankılanan sesleri herkesin yüreğini hoplattı. Tüm gazeteler kısa sürede kapışıldı.
                                                                                                   Beyzanur Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

GÜMÜŞ KANAT KİTABININ ÖZETİ

Kemal 11 yaşındaydı. Pencereden dışarıda yağan karı izliyordu. Düşünüyordu da… 11 yaşındaydı ama kendini ihtiyarlamış gibi hissediyordu. -Ee kolayda değildi çektiği sıkıntılar. Babası fabrikada ustabaşıydı. Hatta örnek bir ustabaşıydı. Okumamıştı ama okuyanlara örnek olacak bir ustabaşıydı. Babası fabrikada kitap ciltlerdi. Kemal de arada onun yanına giderdi. Çok severdi fabrikayı. Makinalarla arkadaş bile olmuştu. Konuşuyordu onlarla. Sanki her bir sesleri bir şeyler anlatırdı Kemal’e. Ama ah o talihsiz kaza... 
Buraya kadar her şey çok iyiydi. Ama babası parmaklarını makinaya kaptırmıştı. Çalışamazdı artık. Ama içi rahattı çünkü bunu yanında çalışan çırak için yapmıştı. Çırağı kolunu makinaya kaptırınca ona bir şey olmasın diye onu kurtarmak istemişti. Ona bir şey olmamıştı ama babasının 4 parmağı yoktu artık. Böyle de kitap ciltlenmezdi ki. Babası hayata küsmüştü. Konuşmuyordu. Evlerini geçindirecek paraları yoktu artık. Başlarda idare ettiler annesi sayesinde. Kemal’in annesi de be…