HAYAT SEVİNCE GÜZEL KİTABININ ÖZETİ Ana içeriğe atla

HAYAT SEVİNCE GÜZEL KİTABININ ÖZETİ


Yazarın hayatını anlatan eski zamanlardaki zorluklar, mutlulukları birlik beraberliği anlatan bir kitap. O zamanlar da öyle bir sürü kıyafet almak yokmuş.Yazarın yeşilli kırmızılı bir gömleği varmış. Bir hayli büyük olsa da giyermiş. Fakat öğretmeninin bununla dalga geçmesinden sonra annesi onu boyamış.

 Türkiye’de o zamanlarda az kitap okunmasının sebebi ise yazarların kendi halklarını Türk’leri beğenmemesi siz cahilsiniz anlamazsınız gibi halklarını kötülemesiymiş. İnsanlar bu yüzden kitaplara yazarlara ısınamamış. Onları benimseyememişler. O zamanlarda dostluklarda ebediymiş. Arkadaşlar birbirlerini bırakmaz , beraber güler beraber ağlarlarmış. Ama ne yazık ki zorlayıcı hayat şartları hayat şartları arkadaşların birbirinden kopmasına neden olmuş. Komşuluk ilişkileri de güçlüymüş o zamanlarda. Dertler de sevinçler de ortak olunurmuş.

GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

O zamanlarda ne televizyon nede bilgisayar olmasa da, gaz lambalarıyla idare edilse de mutluluk varmış. Birlik beraberlik gerçek dostluk varmış. Hayat ne kadar zor olsa da onlar hayatı sevmişler. Hayat sevince güzelleşmiş.

Kitap Arkası
Ben güzel bir kitabım!

Rengârenk öykülerle dopdoluyum.
Güler yüzlü insanlar yaşıyor sayfalarımda.

Eskimeyen sevdalardan, çilek kokulu yıllardan, ince farklılıklardan, küçük mutluluklardan bahsederim sana...

Sadeyim, akıcıyım, ilgincim, efendime söyleyeyim keyifliyim...
Pek tatlı bir şeyim canım!

Kendimim diye söylemiyorum, doğrusu okunmaya değerim.
Beni oku, ısrarla tavsiye ederim..

Sevgi, dostluk, hoşgörü, yardımlaşma, başarı, azim, umut, gençlik öyküleri...

Rengârenk yaşamların, eskimeyen sevdaların, gönlü güzel insanların, çilek kokulu yılların ve küçük mutlulukların kitabı..


Öğretmenlerin öğrencilerine rahatlıkla tavsiye edebilecekleri bu sevimli ve keyifli kitabı carpe diem okurları beğenerek okuyacaklar...
                                                                                                              Beyzanur Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…