GEZİ NOTLARI -KONYA MEVLANA MÜZESİ Ana içeriğe atla

GEZİ NOTLARI -KONYA MEVLANA MÜZESİ

Bu hafta sizlere Gezi Notları bölümümüzde Konya Mevlana Müzesi ve Türbesine  dair notlarımızı ve fotoğraflarımız paylaşmak istiyoruz. Konya denince herkesin aklına şüphesiz ki Hz. Mevlana geliyordur. Biz de Konya gezimiz de Hz. Mevlana ve Hz. Şems’in türbelerini de  ziyaret ettik. Hz. Mevlana’nın türbesi Mevlana Müzesi içinde bulunan tilavet odasında yer alıyor. Tilavet odasından içeri girdiğinizde oldukça görkemli ve huzurlu bir ortam ile karşı karşıya kalıyorsunuz.Tilavet odasında  Mevlana Hazretlerinin kabrinin yanı sıra aile üyelerinin ve yakınlarının kabirleri de bulunmaktadır. Kabirlerin olduğu kısımda kamera kullanmak yasak olduğu için sizin ile bu kısmın görüntülerini maalesef paylaşamıyoruz. Kabirler ziyaret edilip dualar edildikten sonra  bizi Tilavet odasının  içeri kısımda Hz. Mevlana’ya ait eserler  eşyalar ve en güzeli Peygamber Efendimiz(SAV)’in Sakalı Şerifi karşılıyor. Bu bölümün tam orta kısmında bulunan Sakal-ı Şerif den gelen , O mis kokularını yaklaşıp  koklamak mümkün. İnanılmaz güzel bir koku… Yine bu bölümde birbirinden güzel Kuran-ı Kerim’ler,  Mesnevi , Divanı Kebir gibi el yazması eserlerin yanı sıra Hz. Mevlana ya ait cübbe ve sarık da bu bölümde bulunmaktadır.
GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Müzenin diğer bölümlerinde mumdan heykeller eşliğinde Mevleviliğe ait eşya ve eserlerin bulunduğu birçok bölüm var. Her bölüm tek tek incelenerek ve okuyarak gezildiği takdirde o döneme ve Mevleviliği ait eşsiz sayıda bilgiye büyük bir zevk ile ulaşmanız mümkün.
Tilavet odasının da giriş  ve çıkış kapısının bulunduğu avlu da döneme ait eserlerin sergilendiği odalar bulunuyor.

Çerağ Bölümü
Çerağ :Işık,mum ve kandil anlamlarına gelmektedir.Bu odada o dönemde kullanınlan ışık mum ve kandiller bulunmaktadır.

Hat ve Tezhib Bölümü
Hat :Arap  harfleri kullanılarak yazılan güzel yazı şeklinde tanımlayabiliriz.Özellikle Osmanlı döneminde hat sanatı Türkler açısından en parlak dönemini yaşamıştır.
Tezhib:Altınlama,yaldızlama gibi her türlü bezeme yapılmasıdır.Bu bölümde Hat ve Tezhib sanatı kullanılarak hazırlanan eserler ve bu işlerde kullanılan eşyalar sergilenmektedir.



Mesnevihan Bölümü
Mesnevihan: Mevlevihanlerde, icazet almak sureti ile Mesnevi okuyup şerh edenlere verilen ünvandır.Osmanlı döneminde birçok dergahta Mesnevi okutulduğu bilinmektedir.Bu bölümde el yazması Mesneviler sergilenmektedir.

Mevlevi Musikisi Bölümü
Tasavvuf musikisi:İslam daki tasavvuf anlayışına uygun olarak,eğlendirmek için değil,insanın Allah’a olan kulluğunun farkına varmasını sağlamak için yapılan bir müzik türüdür.
Ney:Kamıştan imal edilen bir tür nefesli çalgıdır.Mevleviliğin sembolü oluştur.Ney üfleyene “ney-zen” ,devrin en güzel ney üfleyenine ise “kutbü’n-nayi” denir.Bu bölümde kudüm,rebab,halile, ve def gibi çalgılar sergilenmektedir.

Mutrip Heyeti Bölümü
Mevlevi heyeti icra heyetine mutrıb-mutrıban, icra heyetinin bulunduğu yere mutrıbhane denir.

GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Dergah Eşyaları Bölümü


Bu bölümde Dergah a ait bazı eşyalar sergilenmektedir.
Alem: Minarelerin ve kubbelerin üzerine konulan alem, yapılış şekilleri ve üzerlerindeki işaretlere göre ilgili tarikatların sembolleri olarak kullanılırlar.
Zikir Tesbihi: Abanoz veya ıhlamur ağacından yapılmış iri taneli teşbihlere denir.
Mevlevi Sancağı: Bayrak anlamında kullanılan sancaklar bu özelliklerinden başka ait oldukları tarikatların sembolleri olmuşlardır.

Mevlevi Kıyafetleri Bölümü
Bu bölümde Mevlevilere ait külah, hırka, arakkiye ,destar, tennure, elifi nemed, destegül gibi  kıyafetler sergilenmektir.

Arakkiye: Beyaz yün veya tiftikten yapılan, geceleri sikkenin üzerine giyilen dergah canlarının giydiği külahtır.
Destar: Mevlevi şeyhlerinin sikkelerinin üzerine sardıkları beyaz veya yeşil olan uzun  bir kurdeladır.
Tennure: Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz , yakasız, önden göğse kadar v şeklinde olan açık, beli dar ve belden aşağıya doğru parçalı geniş eteği olan uzun elbisedir.
Elifi Nemed: Bele sarılan kuşaktır.
Destegül: Tennurenin üzerine giyilen hırkaya denir.

Sertarik Odası Bölümü
Sertarik, Çelebi Efendi’nin muavini ve Konya Mevlevihanesi’nin Şeyhi yerindeki kıdemli dedeye verilen unvandır. Çelebi Hüsameddin’i temsil eder.
Bu bölümde serpuş, alem, makalat gibi eserler sergilenmektedir.

Türbedar Odası Bölümü
Türbedar, Konya’daki Mevlana Türbesi ile Semahhanenin bakımından sorumlu olan dededir.

Çelebi Odası Bölümü
Mevlevilikte, Hz. Mevlana soyundan gelenlere “çelebi”, Mevlana’yı temsil eden makama “çelebilik” denilmiştir.
Bu bölümde seccade ve anahtar kase sergilenmektedir.

GÜZELKELAM.COM ANDROİD UYGULAMASINI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.
Hücrenişin Bölümü
Mevlevilikte bin bir günlük çile hizmetini tamamlayan dervişe dede unvanı verilerek bir hücre tahsis edilir. Hücreye yerleşen dedeye hücrenişin denir.
Bu bölümde mum heykeller ve o dönemde hücrede kullanılan eserler temsili olarak sergilenmektedir.

Sultan Veled Bölümü
Bu bölümde sultan Veled’e ait eşyalar sergilenmektedir.

Aşçı Dede Odası Bölümü
Aşçı Dede, dergah zabitinin başını temsil etmektedir. Dervişleri eğiten, olgunlaştıran ve pişiren kişidir.

Matbah-ı Şerif Bölümü
Sultan III. Murad tarafından 1584 yılında yaptırılmış olan mutfak bölümüdür. Bu bölümde mum heykeller ve çeşitli eşyalar sergilenmiştir.





Ve son olarak Hz. Şems Türbesi ve Cami nden kareler...




                                                                                                               Serkan Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…