HALİME KAPTAN KİTABININ ÖZETİ Ana içeriğe atla

HALİME KAPTAN KİTABININ ÖZETİ


Halime kaptan Cideli Temel Reisi’ in geliniydi. O, yıllarda Kurtuluş Savaşı olmakta ve ülke büyük zorluklar çekmektedir. Tuz, şeker, arpa vb. şeyleri halk bulamaz. Halime Kaptan’ da çok üzülür. Köyde sadece kadınlar, yaşlılar ve çocuklar kalmıştır. Eşi de yolda hayatını kaybeder. Temel Reis’ de ölür. Halime kaptan vatanı bu kadar zorluklar yaşarken eli kolu bağlı duramaz. Vatanı için canını dahi vermeye hazırdır. Fakat kadın olduğu için askere gidemez. Oda erkek kılığına girerek 15 yaşındaki oğlunu da alıp Temel Reis’ den hatıra olan tekneyle askere gider ve savaşır. Dalgalar ve korsanlarla mücadele etmek zorunda kalır. Ama yılmaz. Halime kaptan da Kurtuluş Savaşı’nın fedakar kadınları arasına ismini yazdırır.

Get it on Google Play
Kitap Arkası

Rıfat Ilgaz, Halime Kaptanda Cideli Temel Reisin gelini Halime'nin bir kaptan olarak ortaya çıkışının öyküsünü anlatır. Eli silah tutan bütün erkeklerin cepheye gönderildiği Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır. Herkesin tuza, şekere, ekmeğe hasret kaldığı o günlerde, evinin ihtiyaçlarını karşılamak için sefere çıkan Temel Reis, yolda hastalanarak hayatını kaybeder. Oğluyla bir başına kalan Halimenin, geçimini sağlamak için babasından kalan sandalla Karadeniz'e açılmasının zamanı gelmiştir. Erkek kılığına girerek, oğlu ve iki tayfasıyla çıktığı ilk seferinde hırçın dalgalarla, korsanlarla mücadele etmek zorunda kalır. Bu zorlukların hiçbiri onu yıldırmaz, aksine Karadeniz'e tutkuyla bağlanır. O artık İnebolu ya cephane taşıyan, Kurtuluş Savaşının fedakâr kadınlarından biridir, Halime Kaptandır...
                                                                                                 Beyzanur Bolat

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…