Gezi Notları-Tarsus Ulu Cami Ana içeriğe atla

Gezi Notları-Tarsus Ulu Cami

 Tarsus da gezilecek en önemli yerlerden birisi hiç şüphesiz ki Tarsus Ulu Cami bir başka adı ile Cami-i Nur Cami.
Tarsus’un merkezinde yer alan bu cami Türk-İslam tarihi açısından önemli bir yapıttır. Tarihi Harun Reşit zamanına kadar uzanan Ulu Cami, 962 yılında Tarsus’un Bizanslılar tarafından işgali üzerine kiliseye çevrilmiştir. Daha sonra Memlükler’in 1360 yılında Tarsus’u ele geçirmesi ile Ulu Cami tekrar  camiye çevrilmiş  ve arka bahçesinde bulunan minare Memlükler tarafından yaptırılmıştır .Ulu Cami şuan ki görünümüne ise 1579 yılında getirilmiştir. O dönemlerde bölgeye hakim olan Ramazanoğulları’ndan Piri Paşa Oğlu, İbrahim Bey tarafından cami, dışarıdaki bedesten ile bütünlük oluşturacak şekilde düzenlenmiştir. İlerleyen yıllarda ise caminin köşesinde bulunan saat kulesi ve avlunun ortasında bulunan şadırvan yaptırılmıştır.

Ulu Cami’nin avlusundan içeri adım attığınız zaman, sizi avlunun ortasında bulunan şadırvan karşılıyor .Caminin köşesinde bulunan saat kulesinin bakışları altında ve şadırvandan akan suyun tatlı sesi eşlinde caminin iç kısmına giriş yapıyorsunuz.Caminin iç kısmına girdiğiniz zaman sol tarafınızda kalan kapının ardında ise bir kabir ve iki makam bulabilirsiniz. Kabir Abbasi Halifesi Harun Reşit’in oğlu Halife Memun’a  aittir.Makamlar ise Hazreti Lokman ile Hazreti Şit e aittir.Eğer Ulu Cami’ye yolunuz düşer ise bu kabir ve makamları görmenizi tavsiye ederiz. Kabir ve makamların bulunduğu odanın kapısı,Cami’nin imamından rica edilerek açtırılabiliyor. Odaya girildiği zaman Cami imamı kabir ve makamlar hakkında detaylı bilgiyi gelen ziyaretçileri güzel bir şekilde aktarıyor.
Kendi objektifimizden Tarsus Ulu Cami sizler ile...



















                                                                                     Serkan Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

GÜMÜŞ KANAT KİTABININ ÖZETİ

Kemal 11 yaşındaydı. Pencereden dışarıda yağan karı izliyordu. Düşünüyordu da… 11 yaşındaydı ama kendini ihtiyarlamış gibi hissediyordu. -Ee kolayda değildi çektiği sıkıntılar. Babası fabrikada ustabaşıydı. Hatta örnek bir ustabaşıydı. Okumamıştı ama okuyanlara örnek olacak bir ustabaşıydı. Babası fabrikada kitap ciltlerdi. Kemal de arada onun yanına giderdi. Çok severdi fabrikayı. Makinalarla arkadaş bile olmuştu. Konuşuyordu onlarla. Sanki her bir sesleri bir şeyler anlatırdı Kemal’e. Ama ah o talihsiz kaza... 
Buraya kadar her şey çok iyiydi. Ama babası parmaklarını makinaya kaptırmıştı. Çalışamazdı artık. Ama içi rahattı çünkü bunu yanında çalışan çırak için yapmıştı. Çırağı kolunu makinaya kaptırınca ona bir şey olmasın diye onu kurtarmak istemişti. Ona bir şey olmamıştı ama babasının 4 parmağı yoktu artık. Böyle de kitap ciltlenmezdi ki. Babası hayata küsmüştü. Konuşmuyordu. Evlerini geçindirecek paraları yoktu artık. Başlarda idare ettiler annesi sayesinde. Kemal’in annesi de be…