SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ Ana içeriğe atla

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ



Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır…
Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder.Çünkü Tarih deki benzer acılar ve mutluluklar farklı,zamanlarda, farklı insanların kaderi olmuştur…
Kim bilir belkide sadece bir çiçeğe yazılmıştır...



Sarı Gelin
Erzurum çarşı pazar
Leylim aman aman leylim aman aman
Leylim aman aman sarı gelin

İçinde bir kız gezer
Hop ninen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Elinde divit kalem
Leylim aman aman leylim aman aman
Leylim aman aman sarı gelin

Katlime ferman yazar
Hop ninen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Palandöken yüce dağ
Leylim aman aman leylim aman aman
Leylim aman aman sarı gelin

Altı mor sümbüllü bağ
Hop ninen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Seni vermem yadlara
Leylim aman aman leylim aman aman
Leylim aman aman sarı gelin

Nice ki bu canım sağ
Hop ninen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

                                                                                                  güzelkelam

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Yorumlar

  1. Ödevime yardımcı oldunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yardımcı olabildiğimize sevindik.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. BU BİLGİYI SITEMDE KULLANACAĞIM

      Sil
  3. çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  4. İyiki varsınız yoksa bu ödevleri nasıl ödev yaparız

    YanıtlaSil
  5. ilginiz için teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  7. teşekkürler emeğinize saygı sonsuz

    YanıtlaSil
  8. ilginiz için teşekkür ederiz...

    YanıtlaSil
  9. Baba tamam güzelde bu şarkı da niye nenen ölsün diyor bi türlü onu ayıkamadım

    YanıtlaSil
  10. aynen bende onu anlıyamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nenen ölsün bir kahır ifadesidir.Kimilerine göre kendisine kızı vermedikleri için kızın büyüklerine söylenen bir sitem, bir kahır dır.Şİmdi ki anlamı ile incelediğimizde beddua gibi gözükse de hem nineni hemde ölümün o dönem ki anlaşılma şeklini ele alırsak sadece bir sitem olarak görebiliriz

      Sil
  11. saolunn yaaaa

    YanıtlaSil
  12. ..^^kipcaklarin coruhun hangi gecesinde oturdugunu bilirmsen ki )) bunu yazmissan.erzurumli bi delikanlinin sarisn gibi doktor gibi o zamanlar icin ele.. bir ermeni kizina aski.ama olmiyecagh is iste nenen olsun yaghtin beni olayi.guzelkalem

    YanıtlaSil
  13. ..^^kipcaklarin coruhun hangi gecesinde oturdugunu bilirmsen ki )) bunu yazmissan.erzurumli bi delikanlinin sarisn gibi doktor gibi o zamanlar icin ele.. bir ermeni kizina aski.ama olmiyecagh is iste nenen olsun yaghtin beni olayi.guzelkalem

    YanıtlaSil
  14. Bu şiiri sen mi yazdın ağam

    YanıtlaSil
  15. Cok teşekkür ederim ödevime yardımcı oldunuz

    YanıtlaSil
  16. Küçükken bize türkü hikayesi tiyatrosu seçtirip oynatmislardi. Hiç unutmam "ask anlatan türkü erkek adamı bozar" diye gidip kızıroğlunu seçip yönetmen koltuğuna oturmuştum... Hazırlıkları yapmıştık, ben köroğluydum, kızıroğlunu oynayacak arkadaşım savaşırken kullanacağımiz kılıçlari tahtadan yaptırtmişti arkadaşım Marangoz amcasına. İlk ve Son tiyatro denememdi. Bi daha da kimse bana rol vermedi ve içimdeki tiyatrocuyu öldürdüler... Ama müzikten aldigim o 100u ve o günleri hiç unutamam.

    YanıtlaSil
  17. Ödevime yardımcı oldunuz ççok teşekkürler

    YanıtlaSil
  18. Ödevime yardımcı oldunuz saolun

    YanıtlaSil
  19. Allah razı olsun vallaha ödevimi yaptım çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  20. Biraz eksik gibi ama güzel olmuş elinize sağlık teşekkür ederim����

    YanıtlaSil
  21. ALLAH RAZI OLSUN

    YanıtlaSil
  22. Bu bilgiyi url yazarak kullanacağım

    YanıtlaSil
  23. Bunu url kullanarak yayinlayacagim

    YanıtlaSil
  24. ÇOK SÜPER BENDE BEĞENDİM

    YanıtlaSil
  25. çok sağolun*******

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…