GEZİ NOTLARI-ESKİŞEHİR GEZİSİ Ana içeriğe atla

GEZİ NOTLARI-ESKİŞEHİR GEZİSİ


 Bu hafta sizlere gezi notları bölümümüz de  Eskişehir gezimizin notlarını paylaşmak istiyoruz.Eskişehir özellikle son dönemde öğrenci sayısının artması ile adı öğrenci kenti  olarak anılmaya başladı.Ortasından geçen Porsuk Çayı  ve çevresine kurulmuş olan kafe ve restoranlar şehre güzel bir hava katarken öğrencilerinde şehirde en sık uğradıkları yer halinde gelmiş.Eskişehir tarih de birçok devlete ve savaşa tanıklık etmiş, Anadolu nun eski  yerleşim yerlerinden biri olması nedeniyle tarihin izlerini üzerinde taşıdığı birçok yere sahiptir.Bunlardan en önemlilerinden birisi hiç şüphe yok ki Odunpazarı.Özellikle son dönemde Eskişehir Büyük Şehir Belediyesi ve Odunpazarı Belediyesi  tarafından restorasyonu yapılan bölge yerli ve yabancı turistlerin ilk uğradıkları yerdir.Şehre gittiğiniz zaman ilk olarak Odunpazarı’nın o dar sokaklarında dolaşıp tarihe tanıklık etmiş evlerini görmeniz gerek.Yine Odunpazarı’nda yer alan Kurşunlu Cami ve Külliyesi görülmesi gereken en önemli yerlerden biri.Bahçesine girdiğiniz zaman sakin ve güzel havasına kendinizi kaptıracağınıza eminiz.Külliyenin diğer ucunda bulunan    cam atölyelerinde cam işlerinin nasıl yapıldığı izleyebilirsiniz.Odunpazarı bölgesinde bulunan  Cam müzesinde ise çeşitli atölyelerde yapılmış cam eserleri inceleyebilirsiniz.Odunpazarı’nda  bulunan  Atlıhan Lüle Taşı ve El Sanatları çarşısında ise lüle taşından yapılan eserleri bulabilir, nasıl işlendiklerini atölyelerde izleyebilirsiniz.Odunpazarı evlerini dolaştıktan sonra şehri tepeden gören Şelale parkına çıkıp şehri seyrederken içeceğinizi içip soluklana bilirsiniz.Eskişehir de görülmesi gerek  başka bir yer ise Kentpark.Şehirde ki yapay plajın bulunduğu bu park özellikle bahar ve yaz aylarında  şehrin en güzel  yerlerinden biri.Kentpark a tramvayı kullanarak gidebilirsiniz..Otogar  durağı olan son durakta indiğiniz zaman parka ulaşabilirsiniz.Şehirde yemek ihtiyacınızı gidermeniz için birçok güzel mekan var.Bizim aralarında en çok hoşumuza giden yer Köprübaşı Caddesinde bulunan Papağan Çiğ Börek Salonu.Eskişehir in meşhur çiğ böreğini tadabileceğiniz en iyi yerlerden biri.Eskişehir e gittiğimiz zaman bize ısrarla yememizi söyledikleri yemeklerden biriside Balaban Kebabı.Eskişehir e ait olan lezzetlerden biri olan Balaban kebabı denenebilir ancak biz çok yağlı olduğu için ağır bulduk.Ayrıca fiyatına bakıldığı zamanda(porsiyonu 13 lira) tadına göre pek uygun değil.Tabi önemli olan sizin damak tadınız.Ayrıca met helvanın tadına bakmadan şehirden ayrılmayın.
Eğer yeterince vaktiniz var ise Eskişehir’in çeşitli ilçelerinde bulunan meşhur hamamlarına da uğramayı ihmal etmeyiniz.
Gezimiz sırasında bize eşlik eden,çevre mühendisliği öğrencisi Ali Can Kurşun'a teşekkür ederiz.
Kendi objektifimizden Eskişehir sizler ile...































Serkan Bolat

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…