Köşe Yazısı-Abdurrahim Karakoç - GÜZELKELAM

Köşe Yazısı-Abdurrahim Karakoç

Günahkârız ki ceza çekiyoruz

Dünyamız “Etme-bulma” dünyası...

Amma biz ne yaptık ki durmadan ceza çektiriyorlar?

Ben BAL’dan tiksinmeye başladım...

Televizyon kameralarında konuşurken Türkçe’nin kafasını-gözünü yaran bir reklamcı diyor ki:

“Sizin için büyük bir kampanya başlattık... Yüksek rakımlı dağlardan insan eli değmeden milyonlarca çiçekten topladığımız kara kovan balını ayağınıza getiriyoruz...”

Reklamı dinleye dinleye baldan tiksinmeye başladım... /İnsan eli değmeden/toplansa da...

Baldan tiksiniyorum...

Sadece bal mıdır bizi rahatsız eden?

Bir de her gün, her saat, yaşlı kadın ve erkeklere methü sena ettirilen ot yağı veya ot kremleri beni hasta etti...

İlk çıkış ORJİN olarak hafızalara kazıldı... Bilahere envai tür isim altında piyasa istila edildi... Meğer herkes kimyacı, herkes doktormuş ve ölüme bile çare olan bitki yağları ömür uzatmaya, vücut hareketlerini şahlandıracak iksir deposu, neler varmış neler???

Az kaldı az...

Mesela:

“10 yıl önce vefat eden babamızın kemiklerine sürdük bu ilacı, babamız fırladı ayağa kalktı...”

Meğer ilaç olmadık nebat yokmuş... Nebatları ilaç haline getirmeyen vatandaşımız da yokmuş...

İlaçlardan da korktum, tiksindim...

Ne kadar Müslüm Gündüz takipçisi Cüppeli Ahmet varsa ve bu zatlara sevgi besleyenler varsa hepsinden tiksinir oldum...

Ben, ille de Cüppeli Ahmet kadın/kız tüccarlığı yaptı demiyorum...

Niye yerlerinde köşe taşı gibi oturmadılar? Niye her meseleye burun soktular, niye eskiyip koktular?

Aptal Müslümanlardan Allah’a sığınmanın tam zamanıdır...

Neden kulpsuz/kuyruksuz, şaibesiz Müslüman olmuyor az bir tanınmış kişiler?

Neden hiçbir ihtiram duyacak seviyede duramıyor televizyon kanalı alim(!)lerimiz?

Yoksa:

Karga ile gelenin kavara ile gitmesi gibi bir alışkanlık mı başladı cemiyette?

Karga/kavara meselesini fırsat bulursam anlatırım...

Şu hale bakar mısınız?

Yılın İş Kadını Ödülü Arzuhan Doğan Yalçındağ’a verilmiş...

İsabetli bir karar bence...

Medya imparatorluğundan “uzaktan kumanda” krallığına terfi eden Aydın Doğan’ın kerimesi (kızı) hayatta dururken, iş aleminde kademe kademe ilerlerken, herhangi bir kendi emeği ile yükselene verilmeyecekti herhalde bu ödül...

Patronlar Kulübü başkanlığı da yapmış mıydı sayın Arzuhan Doğan Yalçındağ?

Ne güzel, ne adil bir nöbet değişimi...

Ümit Boyner’in yerine kim gelecek acaba? Muhtemelen şimdiye kadar seçilmiştir...

Fiilen kapitalist, lafzen sosyalist yöneticilere sahibiz...

Ben resmen futbol cahiliyim..

Hiçbir spor kulübünün ve sporcunun ciddiyetine asla inanmadım...

Meğer cahilliğimi katmerleştirmişim de haberim yokmuş....

Herkes “üç büyükler” yenilmezliğine inanmışken, ben afallamışım nedense?

Demek ki 10-20 senede bir teamülden fırlama olduğunda tam anlaşma yapılamamış /üç büyükler/ üzerinde...

Anadolu daima böyle kenarda kalır...

Ne zaman Anadolu kızları/kadınları içinden birisi “yılın iş kadını” unvanına layık görülürse, ne zaman Zenginler Kulübü TÜSİAD başına sade ve babası hükümet kurup, hükümet yıkan değil, kendi alın teriyle gelen esas Anadolu hanımı olursa işte o zaman eyvallah!..


Kime dokunsa yakar, nar-ı beyzadır Kem/mal
Şeklen şehirdir amma, ruhen mezradır Kem/mal
Bir gün cıvık göz yağı, bir gün taştan heykeldir
Korkak-ürkek topluma keyfi cezadır Kem/mal...

Kaynak:Abdurrahim Karakoç / Günahkârız ki ceza çekiyoruz - En Doğru ve Güncel Haber
Köşe Yazısı-Abdurrahim Karakoç Köşe Yazısı-Abdurrahim Karakoç Reviewed by Serkan Bolat on Temmuz 08, 2012 Rating: 5

Hiç yorum yok: