GEZİ NOTLARI-BEYPAZARI Ana içeriğe atla

GEZİ NOTLARI-BEYPAZARI

Beypazarı Gezisi
Beypazarı  Ankara’nın 100 km uzaklıkta yer almaktadır.Beypazarı binlerce yıllık geçmişe sahip olup İpek Yolu bu yöreden  geçmektedir.Nitekim Evliya Çelebi Seyehatname’sinde Beypazarı’na deyinmeden geçememiştir.
Beypazarı denildiği zaman akla ilk olarak Beypazarı Evleri gelmektedir. Beypazarı  mimari açıdan büyük öneme sahip olmasının yanı sıra gümüşçülük,dokumacılık,demircilik,yemenicilik gibi el sanatları ile bilinmektedir.
Bir çok lezzete sahip olan Beypazarı özellikle güveci,dolması,tarhanası  ve 80 katlı baklavası ayrıca herkesin bildiği gibi kurusu ve maden suyu  ile  bu anlamda ön plana çıkmaktadır.Ayrıca ilçenin bir çok yerinde rastlamanızın mümkün olduğu taze sıkılmış  havuç sularıda gezmeye gelen yerli ve yabancı turistler için ilgi kaynağıdır.
Beypazarı’na geldiğiniz zaman  Ankara girişine göre sağ tarafta  İnözü Vadisi bulunmaktadır.Burada isterseniz yöresel kahvaltı keyfi yapabilirsiniz veya  yine yöresel lezzetlerden oluşan akşam yemeği yiyebilirsiniz.İnözü Vadisi’nde bu lezzetlere ulaşabileceğiniz 5 adet restoran bulunmaktadır.
Beypazarı’nda gezemeye başladığınız zaman ise Yaşayan Müze’ye gidebilirsiniz, şiddetle tavsiye edilir,kültür evi ve halk evini gezdikten sonra Hıdırlık Tepesi’nde Beypazarı manzarası eşliğinde semaverde çay keyfi yapabilirsiniz.

Beypazarı ‘ı daha çok  günü birlik geziler için tercih edilse de konaklamak isteyenler için  kaliteli otel ve pansiyonları bulunmaktadır.Döndüğünüzde sevdiklerinize götürebileceğiniz bir çok hediyelik eşya da ilçenin çarşısında mevcuttur.

 İşte kendi objektifimizden Beypazarı....


Yaşayan Müze'den kareler...





Beypazarı çarşısından kareler...



























Beypazarı evlerinden kareler...















Ve de Hıdırlık Tepesi'nden Beypazarı....

















Serkan Bolat




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Eski dönemlerden birinde,Çoruh nehrinin kıyılarında yaşayan Kıpçak beyinin sarı saçlı kızı vardır.Erzurumlu bir genç Kıpçak beyinin kızına aşık olur.Hem Erzurumlu  gencin ailesi hem de Kıpçak beyi karşı çıkar bu sevdaya.Kavuşmalarına engel olurlar.Erzurumlu genç ise sevdasının peşinden gitmeye karalıdır.Sevdiği Kıpçak  kızına şiir yazar ve daha sonra kızı kaçırır.Kaçan iki sevdalı gencin peşine Kıpçak beyinin adamları düşer.Kovalamaca sonucunda Erzurumlu genç,beyin adamları tarafından öldürülür.Bu sevda da tarihin hüzünlü ve acılı sayfaları arasındaki yerini  alır… Sarı Gelin türküsünün hikayesi hakkında çeşitli rivayetler vardır.Kızın Türk değil Gürcü olduğu,Ermeni türküsü olduğu gibi veya farklı versiyonları vardır. Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin müritlerinden Sananı’nin başından geçen bir sevda hikayesi olarak da anlatılır.Birçok türkünün,birden çok hikayesi vardır.Bu bir hikayenin doğru,diğerlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez.Bu o türkünün ne kadar zengin olduğuna işaret eder…

BİTLİS'TE BEŞ MİNARE TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Bu yazımızda sizlere Anadolu muzun eşsiz güzelliklerinden biri olan türkülerimizden “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hikayesini paylaşmak istiyorum.
Yıllardan 1916…
Anadolu düşman işgali altında...
Ruslar, Doğu Anadolu bölgesinde ilerlemeye çalışıyor, kahraman Anadolu insanı ise genç yaşlı demeden cepheye gitmiş vatanını savunuyordu.Ruslar bazı bölgeleri ele geçirmişlerdi. Ele geçirdikleri yerlerden birisi de Bitlis idi.
Bitlis o dönemde o bölgede aktif yaşantının olduğu bir şehirdi.Ancak düşman işgal etmeye başladığında hem şehirden göçenler hem de cepheye gidenlerden dolayı şehrin nüfusu oldukça düştü. Gelen Rus askeri ise işgal sırasında birçok yere zarar veriyor,şehri harabe haline getiriyorlardı.
Savaş sona erdi...
Kahraman Anadolu insanı düşmanın Anadoluyu teslim almasına izin vermedi...
Düşman Anadolu dan çekildi...
İşte beş minarenin hikayesi de işte burada başladı...
Bir baba ile oğlu savaş sonrasında tekrar memleketlerine Bitlis’e dönüyorlardı.Uzun bir yol gittikten sonra şe…

DRAMA KÖPRÜSÜ TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Çok eskilerde, eşkıyaların yol kestiği ama yiğitlerinden de var olduğu devirlerde, Hasan adında bir deli kanlı yaşardı.
Debreli Hasan…
Debreli Hasan, çetin geçen askerlik yaşamı esnasında, yapılan haksızlıklar karşında susmayarak komutanlarına karşı gelir. Bunun üzerine kendisine hakaret eden komutanlarından birisini vuran Debreli Hasan, askerlerden kaçar ve dağlara sığınır.Artık hayatını dağlarda sürdürmesi gereken Hasan, bunun tek yolunun da eşkıyalıktan geçtiğini bilmektedir.Yaptıklarından çok pişmandır.Ancak iş işten geçmiştir.Bu yol geri dönüşü olmayan bir yoldur.
Ve Hasan eşkıya olur…
Debreli Hasan,  eşkıya olur ama bildiğimiz eşkıyalardan değil. Şimdilerde ki   gibi milletin parasını çalan eşkıyalardan hiç değil.
Debreli Hasan, o dönemde milleti soyan,haksız yere milletin parasını alan ,milletin sırtından geçinen zenginleri soyar.Paraları halka dağıtır. Gücü yetmeyipte kavuşamayanların kavuşmasına vesile olur.O farklı bir eşkıyadır.
Delikanlı bir eşkıya…
Debreli Hasan, millette zulme…